tree of life.jpg
YASIN 101 RENGİ 

 

Yas, yaşanan bir kayıpla birlikte insanın içinden geçmek durumunda olduğu çok boyutlu, çok kişisel bir süreç ve temel olarak yaşanan durumlar "şok", "inkar", "öfke", "pazarlık", "despresyon" ve "kabul" olarak belirlense de sırasıyla ilerleyen düz bir duygular zincirinden ziyade bir sarmal.  

 

Kaderimiz, hayat yolunda karşımıza çıkanları nasıl karşıladığımızı seçme özgürlüğümüzle şekillenir. Bilinçli farkındalıkla yaşamak için kendimize fırsat tanırsak, yas, kendi hediyelerini bize sunar. "Yas" ve "Hediye" yan yana pek anılmaz; ve genellikle yas, "ağır" ve "zorlayıcı" duygularla kısıtlı sanılsa da insanı özgürlüğe götüren çok çeşitli renklerle bezeli bir yoldur.

 

"Yasın 101 Rengi"nin duyurulmasıyla birlikte gelen soruların en başında; "benimki yas sayılır mı?" vardı.

Evet, eğersen öyle hissediyorsan öyledir. 

Hislerimiz, yaşadıklarımıza atfettiğimiz anlamlar bizden başka kimsenin onayına tabii değildir.

 

Uzmanlar aşağıdaki durumların her birini (bunlarla kısıtlı olmamak üzere) bir yas sebebi olarak adlandırıyor.

 

  1. Yer değişikliği

  2. Belirgin düzen değişikliği

  3. Ölüm

  4. Düşük

  5. Hayvan dostun kaybı

  6. Ayrılma/Boşanma

  7. Arkadaşlığın sona ermesi

  8. İş kaybı

  9. Para, finansal  kayıp

  10. Sağlık kaybı

  11. Sevilen birisinin sağlığını kaybetmesi

  12. Hayalkırıklığı

  13. Emeklilik

  14. Bir travma sonrası güven kaybı

  15. Aile evinin kaybı/satılması

  16. Manevi değeri yüksek birşeyin kaybı

 

 

Bu durumlardan biri ya da birkaçı tanıdık geliyorsa, bu program sizin için. 

 

Mutluluğun ve başarının parlatıldığı, hüzün ve başarısızlığın yadsındığı bir dünyada yaşaması, kabul etmesi, dillendirmesi en zor durumlardan biri yas. Öyle ki, kimi zaman insan kendine bile itiraf edemezken "bir an önce iyi olma baskısı" durumu hiç kolaylaştırmaz… Sanki  yaşanan duygular "hatalıymış", kişi yanlışmış gibi.

 

 

Bu programda ne var ne yok?

  • Yargı yok

  • Yol göstermek yok

  • Grup mahremiyet var, bireysel mahremiyet var

  • Herhangi bir duygudan kaçmak ya da aşırı yüceltmek yok

  • Olduğu gibi kabul var; durumu, insanı, duyguyu

  • Deneyimlemek var

  • Kendinden ve birbirinden öğrenmek var

  • Kendine ve başkalarına alan tanımak var

  • Saygı var

  • Terapi yok, koçluk var

  • "Düzeltmek"yok, keşfetmek var

  • Çözümü dışarda aramak yok, kendi içiyle haşır neşir olmak var.

 

 

Ne zaman başlayacak, ne kadar sürecek?

Buluşmaların her biri 3  saat sürecek.

İlk etap 7 buluşma olacak. Daha sonrasında devam etmek isteyenlerle ayrıca bir çalışma yapacağız. 

 

İlk etap tarihler ve saatler:

1. 10 Haziran Çarşamba 19.00-22.00

2.  24 Haziran Çarşamba 19.00-22.00

3.  8 Temmuz Çarşamba 19.00-22.00

4.  22 Temmuz Çarşamba19.00-22.00

5.  5 Ağustos Çarşamba 19.00-22.00

6.  19 Ağustos Çarşamba 19.00-22.00

7.  2 Eylül Çarşamba 19.00-22.00

 

 

Grup bütünlüğünü sağlamak için tüm katılımcıların programa tam katılımına önem veriyorum. 

Lütfen kayıt yaptırırken ve programlarınızı yaparken bunu göz önünde bulundurun.

 

Nasıl?

Programın tümü Zoom üzerinden online olacak, kayıt alınmayacak, kamera ve mikrofonlar sürekli açık olacak.

 

 

Programa kayıt için ne yapmalıyım?

Başvurularınız için 2 Haziran gece yarısına kadar coaching@burcubasan.comadresine konu, "yas 101" olacak şekilde  adınızı, soy adınızı ve telefon numaranızı yazarak mail atmanız yeterli.

 

Mail atanlarla iletişime geçip kısa bir tanışma görüşmesi yapacağım. 

Eğer bir yas sürecinde değilseniz fakat programın içeriğini merak ediyorsanız yakında başka bir çalışma grubu daha açacağım, ona katılabilirsiniz. 

 

Program ücreti:

İlk duyuruda yazdığım gibi bu çalışmanın tüm kazancı annemin anısına Darüşşafaka Cemiyeti'ne bağışlanacak. Belirli bir ücret yok, imkanlarınız neye el verirse, ne kadar katkıda bulunmak isterseniz. Sonunda ne kadar toplandığını ve kaç çocuğun hayatına nasıl bir katkımız olduğunu da paylaşacağım.

 

Sorularınız için bana yazabilirsiniz:

coaching@burcubasan.com

 

 

Ben Kimim?

Hakkımda bölümünde benimle ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz. Burada programın hikayesinden behsetmke istiyorum;

 

Bu programı neden açtım?

2019 sonbaharında anneme Neuroendokrin Tümor teşhisi kondu. Nadir rastlanan ve nadiren de agresif olan, hiçbir belirti göstermeyen bir tür. Teşhis edildiğinde son aşamadaydı, en ağır kemoterapi protokolü ile bile iyileşme şansı olmadığını, teşhisin konduğu gün öğrendik. Alternatif  tedaviler denedik. O zaman doktorların annem için belirlediği süre 3-4 aydı, ve 4. ayın sonunda annemi toprağa verdik. 

Benim için yas, ilk hastalık haberi aldığımızda başladı. İkinci dalga yas, annemi kaybettiğimde geldi... Onu çok özlüyorum… ve özlemeye de devam edeceğimi biliyorum. Arada ben de değiştim, anlamlarım değişti. 

Bu programı çevremde benzer süreçlerden geçen dostlarımla sohbetlerde hayal ettim. Adlandırması, yaşaması zor  ve eninde sonunda her insanın öyle ya da böyle yaşadığı kaçınılmaz süreç. Destek almak, istemek ayrı ayrı zorluklar barındırıyor. Birçok duygu cümbüş halinde doluşuveriyor, hep birlikte gidiveriyorlar bazen koca boşluk kalıyor ama sonra o boşluk başka şeylerle doluyor. En azından bende böyle oldu. Bu işin kuralı yok.

Annemsiz 2 ayı geçtim ve annemi hiç olmadığı kadar yanımda hissediyorum, daha çok anlıyorum onu. Onun gücünü, neşesini, endişesini, her şeyini… hatta yemek tarifi verirken beni çıldırtan ölçü verememesini bile anlıyorum. Artık ölçülere ihtiyacım yok. Hislerimi takip etmeyi annem öldükten sonra öğretti bana. Bu program da o hislerin bir eseri. 

Umarım bütüne hizmet eder.

Şimdilik bu kadar, ve yeniden görüşmek üzere…

 

Sevgilerimle,

 

Burcu Basan